Ben üniversitede okurken, en yakın arkadaşlarımdan birisinin adı Aydın'dı. Aydın, oldukça sakin, kendi halinde ve güleryüzlü mizaçlı bir insandır. O zaman aslında ilk öğrendiğimde çok şaşırdığım bir özelliği beni şaşırtmakla birlikte ilgi çekici gelmişti. Ben asla yapamayacağımı düşünürdüm ama Aydın her hafta sonu tekrarladığı bu hareketle haftasonu harçlığını çıkartırdı. Aydın, haftasonu dışarıya çıktığımızda, önce at yarışı bayiilerinden birisine uğrardı. Aydın, kendisine göre bir yöntem geliştirmişti ve az bir parayla ikili yarışlara oynuyordu. Amacı büyük para kazanmak değildi, yani altılı oynamıyordu, sadece tutturduğu ikili yarışlarla o haftasonu harcayacağı parayı çıkartıyordu. Buna defalarca şahit olmuştum. Ben de Aydın'dan gördüğüm mantıkla, at yarışı oynamıyorum ama sanal casino oyunları oynuyorum. Örneğin bu sabah kalktığımda www.gazino-oyunu.com sitesinden bazı online casinoların avantajlarını ve bonuslarını inceledikten sonra biraz oyun oynadım ve ben de haftalık harcamalarıma yetecek kadar para kazandım.
Facebook Paylaşımları
Facebook çıktıktan sonra inatla kendime uzunca süre hesap açmadım. Sonra tamamen farklı bir mail adresi ile açtım bir hesap, sadece canım sıkıldığında oyun oynamak için kullanıyordum o hesabı, hoş hala zaman zaman kullanıyorum. Facebook oyunlarından sıkılınca bulduğum ve her gün zaman geçirdiğim www.bonus-oyunlar-oyna.com sitesi daha eğlenceli bence.. Ne diyordum evet, insanlar cidden çok tuhaflar. Yedikleri yemeğin fotoğrafını çekip Facebook'a koyuyorlar, aldıkları gömleği, sürdükleri ojeyi, gittikleri restoranı, yani kendilerine özel olan ne varsa Facebook'a koyuyorlar. Bu teşhircilik merakı nedir, nasıl bir tatmin duygusu verir insanlara gerçekten anlamıyorum.. Örneğin bir arkadaşımın bütün ilişkilerini Facebook'tan takip ettim. Biriyle tanıştı yazdı, sevgili oldular yazdı, kavga ettiler yazdı, ayrıldılar yazdı. Sonra bunalıma girdi onu da yazdı, sonra yeni birini buldu hoop eskinin tüm yazılarını, fotoğraflarını bir anda sildi. Sildi bitti sanıyor, oysa ben bütün detayları hatırlıyorum…
Tembelim..
Evet itiraf ediyorum tembelim biraz. Daha doğrusu ev işleri yapmayı hiç sevmiyorum. Mesela bu sabah kahvaltı ettik arkadaşımla, O işe gitti sonra. Aslında her sabah birlikte kahvaltı ediyoruz. Çünkü ben evde çalışıyorum ve O gidince tek başıma canım hiç bir şey yemek istemiyor. Her neyse O işe gitti, ben de oturdum bilgisayara hemen. Bir tıklayarak açtım hemen oyun sitemi, biraz takılıp çalışmak için enerji topladım. Sonra canım çalışmaya başlamak istemedi, bu yazıyı yazmaya koyuldum. Sonra da bilgisayarda evden yaptığım diğer işlere geçeceğim. Dikkat ederseniz “kahvaltıyı toplayıp ortalığa çeki düzen vereceğim” demedim. Kahvaltı duruyor hala masanın bir köşesinde, sanırım bir kaç saat daha bekleyecek. Ne yapayım, ben de böyle bir tipim işte. Biraz tembelim yani. Akşam üzeri yemek yapmaya başladığımda toplarım nasılsa masayı da.. Ortalık çok da dağınık değil, merak etmeyin çöp evde yaşamıyorum. Sadece biraz erteliyorum ev işlerini hepsi bu..
Londra’da Okumak
Dünyanın belki de güzel şeyi idealini hayalini gerçekleştirmek. Ben senelerdir müzik eğitimi almak ve Avrupa’da herhangi bir üniversiteyi dereceyle bitirip dünyaca ünlü bir müzisyen olmayı hayal ediyordum. Geçen sene Londra’da çok iyi bir okulu kazandım hem de müzik bölümünü. Konservatuar piyano bölümünde okuyordum. 2 İngiliz kız ile birlikte bir ev tuttuk dayadık döşedik. Ailemle her gün kameradan konuşup özlem gideriyoruz. Yeni haberleri veriyoruz birbirimize. Geçen sabah okulda dersim yoktu ben de evde pineklemek istedim. Diğer kızlardan biri çalışıyordu diğeri mimarlıkta okuyordu. Ev boştu ben de sıkıldım film izledim. Bir ara internette dolaşırken buradan girerek harika bir casino keşfettim. Las Vegas’a gidemesek de kızlarla arada online rulet gibi oyunlara bayılıyorduk. Hatta bir ara kazandığımızla yemeğe çıkmıştık. Londra’da her şey şimdilik çok güzel gidiyor. Sınavlar da bir bitse hepimiz rahatlayacağız.
Ankara simidi.
Ankara'nın en sevdiğim yerleri arasında simit cafeleri bulunuyor. Özellikle sabahları, iş yerine gitmenize daha zaman varsa, simit cafelerden birisinde, taze taze simitinizi yer ve çayınızı içersiniz. Simit sıcacık ve çıtır çıtır olur, o simidin tadını da Ankara dışında dünyanın hiç bir yerinde bulamazsınız. Sabah sizin gibi işine gitmek üzere çıkmış olan insanların kimisi, kahvaltısını iş yerinde yapmak üzere çıtır simidini alır, kimisi de sizin gibi oturup çayını yudumlarken güne böyle bir keyifle başlamanın tadını çıkartır. Ben fırsatım olduğu zaman, yani işe gitmek için daha vaktim varsa, sevdiğim simit cafelerden birisinde oturup, çayımı yudumlarken çıtır simidimi ve peynirimi yeme keyfini kendime yaşatıyorum. Bu sabah da, çıtır simidim bitince, çayımı içmeye devam ederken, buradan girerek cep telefonumdan casino oyunları oynadım. Oyun da o kadar tatlı geldi ki, az kalsın işe geç kalıyordum.